HAYVANCILIĞIMIZ NASIL KURTULUR?
HAYVANCILIĞIMIZ NASIL KURTULUR?

HAYVANCILIĞIMIZ NASIL KURTULUR?

Doğan çocukların yanı sıra Türkiye’nin aldığı göçlerin de neticesinde Türkiye nüfusu hızla artıyor. Türkiye nüfusunun büyük bir kısmı da gençler ve çocuklardan oluşmakta. Nüfusun artışı ayrı bir tartışma konusu, ancak tartışmasız gerçek olan bu nüfusa istihdam sağlanması ve sağlıklı ve dengeli bir şekilde beslenmesi gerektiğidir. Dengeli bir beslenme ve sağlıklı, kapasiteli bireylerin yetişmesi için mutlaka yeterli miktarda hayvansal protein sağlanması şarttır. Yani nüfusumuzun büyük kısmını oluşturan genç ve çocuklarımıza hayvansal ürünleri yeterli miktarlarda sunmak zorundayız.

İhtiyaç duyulan hayvansal ürünleri yurt dışından ithal etmek Türkiye için bir seçenek değildir, olmamalıdır. Japonya teknoloji satıyor eti dışarıdan alıyor, Rusya enerji satıyor sütü dışarıdan alıyor. Biz neyi satıp hayvansal ürünleri yurt dışından alacağız?

Anadolu gibi bir toprağımız olacak, akarsularımız olacak, böyle bir güneşimiz olacak, hayvancılığı bu kadar seven bir halkımız olacak, ondan sonra hayvansal ürünleri yurt dışından ithal edeceğiz. Yok böyle bir anlayış. Bu hesap yanlış bir hesap. O zaman bu işin düzeltilmesi gerekiyor.

Hayvan yetiştiriciliği önemli bir istihdam alanıdır ancak kırılgan bir yapıya sahiptir. Piyasalardaki dengesizliklerden fazlasıyla etkilenmektedir. Türkiye’de herkesin anladığı futbol diliyle anlatalım. Skor olarak öne geçen futbol takımının teknik direktörü, golcüsünü oyundan çıkarıp yedek defans oyuncusunu maça sokarsa, o andan sonra teknik direktör ne derse desin, o takımın bütün oyuncuları skoru korumak için, atak yapmayı bırakıp savunma yapmaya başlar, maç sonunda da büyük ihtimalle yenilir. Türkiye’de siz her fırsatta mera alanlarını inşaatlaşmaya açan yasalar çıkarırsanız, hayvan yetiştiricisinin maliyetlerini sürekli arttırmaya devam ederseniz, her şeyin fiyatı artarken süt alım fiyatlarını yıllarca arttırmazsanız, bunun üzerine bir de et ithalatı tehdidini Demokles’in kılıcı gibi sürekli olarak yetiştiricinin kafasının üstünde sallandırmaya devam ederseniz, ne söylerseniz söyleyin bu yetiştirici bu işi yapamaz. Siz de sonra bu üretim niye artmıyor, et fiyatları neden yükseliyor, enflasyon niye tırmanıyor, maçı niye kaybediyoruz diye kara kara düşünürsünüz.

Bu elde kalan, kış kıyamet demeden, hastalık demeden, en zorlu koşullarda hayvancılığı sürdüren, üretmeye devam eden yetiştiriciyi kendi bölgesinde en iyi şekilde korumak zorundayız. Her refleksimiz, çıkartılan her yasa yetiştiricide güven oluşturmalı. Yetiştirici, devletin, birliklerin, meslek odalarının, bütün yapının kendisinin yanında olduğunu, üretime devam etmesi için her fırsatın verildiğini, ürününün değer fiyatıyla kendisinden alındığını her an hissetmek zorundadır.

Hayvan yetiştiricisi, kendisinden yok pahasına alınan hayvanının, kasaptaki el yakan satış fiyatını görünce sinir krizleri geçiriyor. Sonra televizyonda haberleri açıyor, bir bakıyor, devlet kendisini cezalandırmak, aracıları zengin etmek için et ithal etmeye başlamış. Yine de isyan etmiyor “vatan, millet sağ olsun” diyor. İşte bu adamı bulacağız ve bu işi yapmaya devam etmesi, üretimini arttırması için ona her türlü garantiyi, güveni, desteği sağlayacağız. Ancak o zaman bu ülkenin hayvancılığı kurtulur…

Prof.Dr. Alper YILMAZ
İstanbul Üni. Veteriner Fak. Zootekni A.D. Öğretim Üyesi,
Avcılar, İstanbul,
yalper@istanbul.edu.tr

İVHO Yönetim Kurulu

ONLINE BORÇ SORGULAMA
(*) işaretli alanların doldurulması zorunludur
Adınız (*)
Soyadınız (*)
TCK No (*)
Üye No
 
PROJELER
ODA ONAYLI KARNELER HAKKINDA ODA ONAYLI KARNELER HAKKINDA
Sayın Klinisyen üyemiz, ODA ONAYLI KARNELER dağıtılmaya başlanmıştır.  Onaylı karne sad...
E-BÜLTEN
JIVS
MAKALELER
VETERİNER HEKİMLİĞİ YÜKSEK ÖĞRETİMİNİN 171 YILI VE KİMİ GERÇEKLER VETERİNER HEKİMLİĞİ YÜKSEK ÖĞRETİMİNİN 171 YILI VE KİMİ GERÇEKLER

Türkiye’de Veteriner Hekimliği Yüksek Öğretiminin 171.Yılı ,benim ilk kez 43...

Başa Dön
Facebook
Twitter